Pinokyo

Bugüne kadar 415 kişi okudu ve henüz yorum yazılmadı, ilk yorumu siz yazın.

Bir zamanlar... Bir marangoz, ahşap bir masayı onarmak için, ağaç yığınları içinden bir parça parça odun bulmuş. Sonrada masaya yeni ayaklar yapmak için onu hemen yontmaya başlamış. Fakat, ağacı her yonttuğunda inleme sesleri duyuyormuş. Çok korkan marangoz, bu ağaç parçasından kurtulmaya karar vermiş. Ağaç parçasını, uzun zamandır bir kukla yapmak isteyen arkadaşı Gepetto'ya vermiş.

Bir ayakkabı tamircisi olan Gepetto, kuklaya vereceği adı düşünerek, ağacı evinin bodrumundaki mütevazi atölyesine götürmüş. Kendi kendine:

Ona Pinokya adını vereyim. Bu isim ona şans getirecek.

demiş ve ağacı yontmaya başlamış. Aniden bir ses yükselmiş:

Ah! Canımı acıtıyorsun.

Ağacın canlı olduğunu gören Gepetto şaşkına dönmüş. Heyecanlı bir şekilde, hemen kuklanın saçlarını ve gözlerini yapmış. Burnunu yapmaya başladığında ise, burun birden bire uzamaya başlamış. Zavallı Gepetto, burnu kısaltmak çok uğraşmış, ama burun yinede normalden daha uzun olmuş. Daha sonra kuklann ağzını yapmaya başlamış. Fakat ağız daha bitmeden kukla gülmeye ve Gepetto ile alay etmeye başlamış. Gepetto kızgınlıkla şikayet etmeye başladığında, ona dil çıkarmaya ve onunla alay etmeye devam etmiş. Ancak bu daha bir şey değilmiş!

Kolları, elleri ve bacakları şekillendiğinde, Gepetto'nun peruğunu kapmış ve ona tekme atmış. Gepetto kuklayı azarlamış:

Yaramaz çocuk! Seni yapmayı henüz bitirmedim, ama daha şimdiden bana hiç saygı duymuyorsun!

Sonra, kuklayı almış ve ona yürümeyi öğretmeye başlamış. Ama Pinokyo daha bir kaç adım atmadan odanın etrafında koşmaya başlamış. Bunun üzerine Gepetto kapıyı açmış ve birlikte dışarı çıkmışlar. Pinokyo sokakta öyle hızlı koşuyormuş ki, zavallı Gepetto:

Onu durdurun! Onu durdurun!

diye bağırmaya başlamış. Onu duyan bir polis Pinokyo'yu hemen yakalamış ve onu Gepetto'ya getirmiş. Soluk soluğa kalan ve:

Senin kulaklarını keseceğim!

diye söylenen Gepetto, Pinokyo'nun kulaklarını henüz yapmadığını ve onu duymasının imkansız olduğunu farketmiş. Bu yüzden ondan özür dilemiş ve onu bağışlamış.

Eve döndüklerinde hem kulaklarını, hem de ona bir çift ayakkabı, güzel bir şapka ve şık bir takım elbise yapmış. Pinokyo babasına sarılmış ve:

Okula gitmek istiyorum. Herşeyi öğrenmek ve yaşlandığında sana yardım etmek istiyorum.

demiş. Gepetto üzgün bir sesle:

Okula gitmeni ve bana yardım etmeni çok isterim. Fakat sana bir kitap alacak kadar dahi param yok.

diye yanıt vermiş. Sonra, aniden ayağa kalkmış ve eski paltosunu giyip dışarı çıkmış. Kısa bir süre sonra eve döndüğünde üzerinde paltosu yokmuş. Pinokyo:

Palton nerede baba?

Onu sattım.

Neden sattın?

Beni çok sıcak tutuyordu!

Pinokyo, yaşlı adama sarılmış ve onu öpmeye başlamış.

Ertesi gün Pinokyo, elinde yeni kitabı ile evden çıkmış. Okula giderken kendi kendine:

Bugün okumayı öğrenmek istiyorum. Yarın yazmayı, sonraki gün ise sayı saymayı. Sonra biraz para kazanacağım ve babama yeni bir palto alacağım.

diye söyleniyormuş. Fakat yolda, bir kukla gösterisinin önünde toplanmış kalabalığı gördüğünde herşeyi unutmuş.

Bu da ne?

diye sormuş bir çocuğa.

Afişleri okuyamıyor musun? Büyük Kukla Gösterisi!

İçeri nasıl girebilirim?

Bilet almalısın.

Fakat benim hiç param yok. Elimde sadece bu yeni kitap var. Bunun için kim para verir ki bana?

Gösterinin yakınında, eski satranç takımları satan bir adam Pinokyo'nun kitabını hemen satın almış. Pinokyo sevinçle kukla şovu için bir bilet almış ve içeri girmiş.

Sahnedeki kuklalar Pinokyo'yu görünce:

Pinokyo! Pinokyo! Buraya gel! Kardeşimiz Pinokyo gelmiş!

diye bağırmaya başlamışlar. Pinokyo hemen sahneye çıkmış ve yeni arkadaşlarının arasına katılmış. Kuklaların gösteriyi bırakıp Pinokyo ile ilgilenmesine sinirlenen seyirciler bağrışmaya başlamışlar. Gürültüleri duyan kukla ustası Giovanni:

Neler oluyor burada! Kesin şu gürültüyü!

diye bağırmış. Fakat seyirciler çoktan salonu terketmişler ve kukla gösterisi yarım kalmış.

Akşam olduğunda, Giovanni'nin yemeğini pişirmek için daha fazla oduna ihtiyacı olmuş ve o anda aklına gösterinin yarım kalmasına neden olan, ve seyircileri sinirlendiren Pinokyo gelmiş.

Pinokyo! Gel buraya! Gösterimi mahvettin, bu yüzden yemeğimi pişirmek için seni kullanacağım.

Zavallı Pinokyo ağlamaya ve yalvarmaya başlamış:

Baba kurtar beni! Ölmek istemiyorum! Ölmek istemiyorum!

Pinokyo'nun ağlamasına çok şaşıran Giovanni:

Senin bir ailan mi var? Hayattalar mı?

Babam hayatta. Ama annemi hiç tanımadım.

Bunu duyan Giovanni üzüntüyle:

Seni ateşe atarsam eminim baban çok üzülür. Fakat yemeğim hala pişmedi ve benim oduna ihtiyacım var. O halde, diğer kuklalardan birini yakmam gerekecek.

demiş ve kuklalara seslenmiş:

Bana Harlequin'i getirin!

Pinokyo, kendisinin yerine diğer kuklalardan birinin yakılacağını duyunca daha çok ağlamaya başlamış. Sonra ayağa kalkıp, Giovanni'ye meydan okurcasına:

Harlequin'in benim yerime yakılması doğru değil. Beni yak!

diye haykırmış. Şaşkına dönen Giovanni:

Daha önce hiç kahraman bir kukla ile tanışmamıştım. Sen gerçekten iyi bir çocuksun. Pekala, bu gece yemeğimi az pişmiş yiyebilirim.

Kuklalar kurtulduklarına çok memnun kalmışlar ve Pinokyo'ya teşekkür etmişler. Giovanni ise, Pinokyo'nun bütün hikayesini ve kukla gösterisine girebilmek için kitabını nasıl sattığını dinledikten sonra ona 5 tane madeni para vermiş. Sonra da:

Bu altınları babana götür ve kendisine yeni bir palto almasını söyle.

diye öğütlemiş. Pinokyo, iyiliği için Giovanni'ye teşekkür ettikten sonra neşeyle oradan ayrılmış. Eve yaklaştığında, bir gözü kör bir kedi ve topal bir tilki ile karşılaşmış. Pinokyo, elindeki madeni paraları gösterip, bu para ile babasına palto alması gerektiğini ve onlara yardım edemediği için çok üzgün olduğunu söylemiş. Madeni paraları gören kedi ile tilkinin gözleri parlamış ve hemen bir komplo düşünmüşler:

Eğer babanı mutlu etmek istiyorsan, ona daha fazla para götürmelisin. Bu madeni paraları söyleyeceğimiz yere gömersen ertesi gün on katını alabilirsin.

Pinokyo şaşkınlıkla:

Nasıl olur böyle birşey?

Tilki, etrafını kontrol ettikten sonra Pinokyo'nun kulağına fısıldamış:

Baykuşların yaşadığı Sihirli Orman'a gideceksin ve küçük bir çukur açıp paralarını oraya gömeceksin. Ertesi gün, paralarını gömdüğün yerde, yapraklarından para damlayan bir ağaç bulacaksın.

Pinokyo kedi ile tilkinin söylediklerine hemen inanmış. Geceyi bir handa geçirdikten sonra sabah erken saatte Sihirli Orman'a gitmeye karar vermişler.

Pinokyo sabah uyandığında kedi ile tilkinin çoktan oradan ayrıldığını farketmiş. Madeni paralarından biri ile hancının parasını ödedikten sonra Sihirli Orman'a doğru tek başına yola çıkmış.

Ormana geldiğinde, aniden karşısına maskeli iki soyguncu çıkmış:

Ya paran ya da hayatın!

Paraları dilinin altına saklayan Pinokyo tek kelime edememiş. Onu konuşturamayı başaramayan soyguncular bir ip bulup onu bir meşe ağacına asmışlar.

Bu iki soyguncu tabii ki kedi ile tilki imiş. Pinokyo'yu astıktan sonra:

Konuşmaya karar verene kadar orada asılı kalacaksın. Fikrini değiştirip değiştirmediğini görmek için biz birazdan döneceğiz.

demişler ve oradan ayrılmışlar.

Ancak yakınlarda yaşayan bir Peri, tüm bu olanlara kulak misafiri olmuş. Kalesinin penceresinden, ağaçta asılı duran Pinokyo'yu görünce ellerini iki kez çırpmış. Aniden ortaya bir köpek ve bir şahin çıkmış. Peri köpek ve şahine:

Şahin, şu meşe ağacına uç ve asılı olan kuklanın boynundaki ipi kes. Köpek, sen de araba ile onu bana getir.

demiş. Köpek ve şahin Peri'nin emirlerini hemen yerine getirmişler.

Pinokyo kaleye getirildiğinde neredeyse ölmek üzereymiş. Onu hemen rahat bir yatağa yatırmışlar. Peri, üç ünlü doktor karga, baykuş ve cırcırböceğini çağırmış. Bu üç ünlü doktorun hazırladığı ilaç Pinokyo'yu hemen kendine getirmiş. Peri, onun saçlarını okşarken:

Bana neler olduğunu anlat bakalım.

demiş. Pinokyo, başına gelenleri Peri'ye anlatmış. Ancak madeni paraların nerede olduğunu ona söylememiş. Peri, paraların nerede olduğunu sorduğunda ise onları kaybettiğini söylemiş. Halbuki paraları ağaçta asılı iken cebine saklamış. Fakat o anda Pinokyo'nun burnu uzamaya başlamış. Bunun üzerine Peri gülmüş ve:

Yalan söylediğini biliyorum. Çünkü burnun uzamaya başladı.

O anda Peri ellerini çırpmış ve bir ağaçkakan gelmiş. Ağaçkakan, Pinokyo'nun burnunu hemen eski haline getirmiş. Sonra Peri Pinokyo'yu uyarmış:

Artık daha fazla yalan söyleme. Çünkü burnun daha da uzayacak. Şimdi cebindeki paraları hemen babana götür.

Pinokyo Peri'ye sarılmış ve teşekkür etmiş. Sonra da evine gitmek üzere kaleden ayrılmış. Ancak ormandaki meşe ağacının yanına geldiğinde kedi ile tilkiye rastlamış. Onlara verdiği sözü tutmak için madeni paralarını ormanda küçük bir çukur açıp gömmüş. Ertesi gün heyecanla aynı yere gelmiş, ama ne dallarından para damlayan bir ağaç, ne de paraları varmış. Sonunda, Giovanni'den aldığı paralar olmadan evine dönmüş.

Gepetto, uzun süredir eve gelmeyen Pinokyo'yu azarlamış, ama sonra onu affetmiş. Pinokyo yaşadıklarından bir ders almış gibi görünüyormuş. Fakat ertesi gün okula gitmek üzere evden çıktığında, okulun en tembel öğrencilerinden Carlo yoluna çıkmış:

Pinokyo! Neden benimle Oyuncaklar Ülkesi'ne gelmiyorsun? Orada okul yok. Bütün gün oyun oynayabiliriz.

demiş. Pinokyo şaşkınlıkla:

Gerçekten öyle bir yer var mı?

diye sormuş. Carlo:

Beni oraya götürmek için bir araba gelecek. Gelmek ister misin?

Pinokyo, babasına olan vaatlerini ve Peri'ye verdiği sözleri hemen unutmuş ve Carlo ile arabayı beklemeye başlamış. O sırada başka çocuklarda gelmiş ve çok geçmeden oniki eşeğin çektiği çok süslü bir araba gelmiş. Eşeklerin beyaz deri çizmeleri varmış. Çocukların içinde en heyecanlısı olan Pinokyo, araba durur durmaz eşeklerden birinin üzerine zıplamış ve sevinçle bağırmaya başlamış:

Bekle bizi Oyuncaklar Ülkesi! Geliyoruz!

Oyuncaklar Ülkesi tam olarak Carlo'nun anlattığı gibiymiş. Bütün gün çocuklar sadece oyunlar oynuyormuş ve Okul kelimesinin kullanılmasına izin dahi verilmiyormuş.

Oyuncaklar Ülkesi'ni çok seven Pinokyo artık her gününü orada Carlo ile geçirmeye başlamış. Ancak bir sabah kötü bir sürpriz ile uyanmış. Elini kulaklarına götürdüğünde, onların çok daha uzun ve kıllarla kaplı olduğunu farketmiş. Bunun üzerine Pinokyo hemen bir şapka giymiş ve Carlo'yu aramaya gitmiş. Carlo ile karşılaştıklarında onun da başında bir şapka varmış. Bir süre birbirlerine baktıktan sonra, şapkalarını çıkarmışlar ve birbirlerinin uzun kıllı kulaklarına gülmeye başlamışlar. Fakat kahkahaları bir süre sonra çığlığa ve ağlamaya dönüşmüş. Çünkü, yüzleri bir eşeğin yüzüne dönüşmeye başlamış. Bir süre sonra ikisi de tıpkı bir eşek gibi dört ayak üzerinde yürümeye başlamışlar. Konuşmaya çalıştıklarında ise tıpkı bir eşek gibi sesler çıkarıyorlarmış.

O sırada Oyuncaklar Ülkesi'ne giden araba gelmiş. Arabanın sürücüsü Carlo ve Pinokyo'nun yerinde iki eşek görünce ellerini ovuşturmuş ve sevinçle:

Pazara götürmek için iki yeni eşek buldum. Bunlar en az 4 madeni para eder.

diye söylenmiş.

Carlo bir çiftçiye satılmış. Pinokyo'yu ise bir sirk sahibi satın almış. Artık Pinokyo için hayat çok daha zor bir hale gelmiş. Her gün saman yemek ve zorlu sirk numaralarını öğrenmek zorundaymış. Bir gün sirkte, çemberin içinden geçerken ayağı tökezlemiş ve kırılmış. Artık topal bir eşekmiş ve sirk sahibi yardımcılarına:

Topal bir eşek sirkte hiç bir işimize yaramaz. Onu pazara götürüp satın.

demiş. Fakat pazarda topal bir eşeği kimse almak istememiş. Sonunda, davul yapan bir adam gelmiş ve derisi için onu satın almış.

Yeni sahibi, içinde Pinokyo'nun olduğunu bilmediği bu eşeği denizin kenarına götürmüş ve boynuna bir taş, ayaklarınada bir ip bağlayıp denize atmış. Sonrada boğulmasını beklemeye başlamış. Eşek boğulduktan sonra onun derisini alacakmış.

Denizin dibinde çırpınan Pinokyo, bir anda Gepetto'ya verdiği rahatsızlığı ve tutmadığı sözlerini hatırlayıp Peri'yi çağırmış. Peri Pinokyo'nun çağrısını duyar duymaz ona bir balık sürüsü göndermiş. Balıklar eşeği yedikçe Pinokyo'nun ağaç gövdesi ortaya çıkmaya başlamış. Sonunda balıklar Pinokyo'yu boğazına bağlı olan taştan kurtarmışlar ve Pinokyo denizden çıkmış. Denizin kenarında bekleyen adam eşeğin yerinde canlı bir kuklayı görünce:

Denize attığım eşek nerede?

diye haylırmış şaşkınlıkla. Kahkahalar atmaya başlayan Pinokyo:

Ben o eşeğim.

diye yanıt vermiş adama. Sonra da olanları adama anlatmış. Fakat adam:

Anlattıkların umrumda değil. Bildiğim tek şey senin için para ödedim ve paramı geri istiyorum. Seni pazara götürüp odun olarak satacağım.

demiş sinirlenerek. Bunun üzerine Pinokyo hemen denize atlamış ve ufukta gördüğü bir noktaya doğru yüzmeye başlamış. Bir anda, ona doğru hızla gelen bir köpek balığı ortaya çıkmış. Köpek balığını farkeden Pinokyo elinden geldiğince hızlı yüzmeye başlamış. Fakat ondan kurtulamamış. Dalgalar yükseldiğinde ağzını açan köpek balığı, sularla birlikte Pinokyo'yu da yutmuş. Pinokyo, bir anda kendisini balık parçaları ile birlikte köpek balığının midesine doğru sürüklenirken bulmuş. Çok karanlıkmış ve köpek balığının açılıp kapanan solungaçlarını duyabiliyormuş. Korkuyla ağlamaya başlayan Pinokyo:

Yardım edin! Beni kurtaracak kimse yok mu?

diye haykırmaya başlamış. Bir anda soluk bir ışık farketmiş. Yaklaştığında büyüyen bu ışığa doğru yürümeye başlamış. Sonunda:

Baba! Baba!

Pinokyo oğlum! Gerçekten sen misin?

Sevinç içinde ikisi de birbirlerine sarılmışlar. Gepetto, Pinokyo'nun saçlarını okşamış ve köpek balığının midesine nasıl geldiğini anlatmaya başlamış:

Seni her yerde aradım. Hiçbir yerde bulamayınca, denizlere bakmaya karar verdim. Bunun için bir tekne yaptım, ama tekne fırtınada devrildi ve bu köpek balığı beni yemeye çalıştı. Teknenin enkazı sayesinde keskin dişlerinden kurtuldum ve hayatta kalmayı başardım.

Sonra, Pinokyo'da başından geçenleri anlatmış ve babasının elini tutup:

Buradan çıkmalıyız baba.

demiş. Birlikte köpek balığının boğazına, daha sonrada ağzına doğru yürümeye başlamışlar. Gece olduğunda köpek balığı uyumaya başlamış. Astım hastası olan köpek balığı ağzı açık uyuyormuş ve Gepetto ile Pinokyo sessizce dışarı çıkmışlar. Çok da uzak olmayan karaya doğru yüzmeye başlamışlar.

Hava aydınlandığında Gepetto artık çok yorgunmuş. Pinokyo:

Bana yaslan baba. Nerede olduğumuzu bilmiyorum ama yakında eve döneceğiz.

demiş. Bir süre yürüdükten sonra bir kulübeye rastlamışlar ve oraya sığınmışlar. Pinokyo, ateşi yükselen ve çok yorgun olan Gepetto'yu yatağa yatırmış:

Sana süt getireceğim baba.

dedikten sonra dışarı çıkmış. Kulübenin yakınlarında dolaşan keçileri takip eden Pinokyo, bir çiftliğe ulaşmış. Fakat süt almak için hiç parası yokmuş. Bunun üzerine Çiftçi:

Eşeklerim öldü. Her sabah gelip şu değirmende çalışırsan sana süt verebilirim.

demiş. Böylece Pinokyo, Gepetto'ya süt götürebilmek için her gün sabah erken saatte değirmende çalışmış.

Sonunda, Gepetto iyileşmiş ve evlerine varmışlar. Gepetto artık çalışamayacak kadar yaşlı ve hastaymış. Pinokyo para kazanmak için gece geç saatlere kadar sepet yapıyormuş.

Pinokyo bir gece, yorgunluktan uyuya kaldığı sandalyede güzel bir rüya görmüş. Rüyasında Peri artık iyi bir çocuk olduğu için onu ödüllendiriyormuş.

Ertesi sabah uyanıp aynaya baktığında karşısında çok farklı biri varmış. Canlı mavi gözleri ve kahverengi saçları ile genç bir delikanlıya dönüşmüş. Gördüklerine çok şaşıran Pinokyo:

Kukla Pinokyo nerede?

Parmağı ile onu gösteren Gepetto:

Orada!

diye yanıt vermiş ve eklemiş:

Kötü çocuklar iyi bir çocuk olduklarında, görünüşleri de hayatlarıyla birlikte değişir.

En son 25.11.2017 tarihinde güncellendi.

Orjinal başlık: Pinocchio

Orjinal metin: Carlo Collodi

Kategori: Masallar

Etiketler:

Yorum Yazın

CaptchaYenile

piabet bedava bahis bedava bahis bedava bahis bedava bahis piabet sohbet deneme bonusu veren siteler alanya escort türk porno piabet kartal escort hilbet kayıt hilbet istanbul escort hilbet piabet hilbet seks hikaye deneme bonusu veren siteler deneme bonusu gebze escort bostancı escort kartal escort kadıköy escort ankara escort istanbul escort

istanbul escort